Manşet

Asgari Ücretin Geçim Değil, İnsanca Yaşam Düzeyinde Belirlenlemelidir!

Asgari ücret, yalnızca en düşük gelir düzeyini tanımlayan teknik bir ekonomik gösterge değildir. Aynı zamanda çalışanların yaşam koşullarını, toplumsal refahı ve sosyal adaletin düzeyini doğrudan etkileyen temel bir sosyal politika aracıdır. Bu nedenle asgari ücretin belirlenme biçimi, bir ülkenin emeğe ve insana verdiği değerin açık bir göstergesidir.

KOR-SAV Sendikası Yönetim Kurulu olarak, asgari ücretin yalnızca “geçinmeye yeten” bir tutar olarak değil, insan onuruna yakışır bir yaşamı mümkün kılan refah düzeyinde ele alınması gerektiğine inanıyoruz.

Uluslararası çalışma normları, asgari ücretin çalışanların ve ailelerinin yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamasını değil; sağlık, eğitim, barınma, ulaşım ve sosyal yaşama katılım gibi alanlarda sürdürülebilir bir yaşam kurabilmesini esas almaktadır. Ancak mevcut uygulamalar, asgari ücreti çoğu zaman bu çerçevenin gerisinde bırakmakta ve çalışanlar için yoksullukla mücadele edilen bir sınır haline getirmektedir. Bu durum, çalışan yoksulluğunu geçici bir sorun olmaktan çıkarıp yapısal bir olguya dönüştürmektedir.

Refah seviyesi yaklaşımı, çalışanın yalnızca yaşamını sürdürebilmesini değil, geleceğini planlayabilmesini ve toplumsal hayata eşit biçimde katılabilmesini hedefler. Bu yaklaşım, ücretin borçlanmaya mahkûm etmeyen, aile yaşamını ve çocukların gelişimini güvence altına alan bir düzeyde olmasını gerektirir. Asgari ücret bu yönüyle yalnızca ekonomik bir düzenleme değil, toplumsal bütünlüğü güçlendiren bir araçtır.

Asgari ücretin belirlenme sürecinde işçi temsilinin etkisinin sınırlı kalması, ücretin reel alım gücünün hızla aşınmasına ve asgari ücretin fiilen ortalama ücret haline gelmesine yol açmaktadır. Bu tablo, emeğin değerini zayıflatmakta ve gelir adaletsizliğini derinleştirmektedir. Oysa ücret politikaları, kısa vadeli ekonomik hesapların ötesinde, sosyal devlet ilkesinin temel bir gereği olarak ele alınmalıdır.

KOR-SAV Sendikası Yönetim Kurulu olarak, asgari ücretin yoksulluk sınırının üzerinde ve yaşam maliyetlerini gerçekçi biçimde yansıtan bir düzeyde belirlenmesi gerektiğini vurguluyoruz. Enflasyon oranlarına indirgenen artış politikalarının, çalışanların gerçek yaşam koşullarını karşılamaktan uzak olduğu açıktır. Bu nedenle asgari ücretin, refahı esas alan bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.

Asgari ücretin refah seviyesinde belirlenmesi, yalnızca çalışanların yaşam koşullarını iyileştirmekle sınırlı değildir; aynı zamanda toplumsal barışı, ekonomik istikrarı ve sürdürülebilir kalkınmayı da güçlendiren bir adımdır. İnsan onuruna yakışır bir ücret, emeğe verilen değerin somut ifadesidir. KOR-SAV Sendikası Yönetim Kurulu olarak bu anlayışın yerleşmesi ve asgari ücretin gerçek anlamda koruyucu bir sosyal politika aracına dönüşmesi için sorumluluk almaya ve mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

KOR-SAV Sendikası
Yönetim Kurulu adına